TÜRK KAHVESİNİN TARİHİ


   dfg

   Türk kahvesinin ilk üretilmeye başlandığı yer Habeşistan yani Etiyopya’dır. Başlangıçta kahve çekirdekleri ekmek hamuruna katılarak yiyecek olarak tüketilmiştir. Daha sonraları insanlar kahvenin çekirdeklerini kaynatıp suyunu içmeye başlamışlar ve içeceğin verdiği zindelik sayesinde “sihirli içecek” olarak anılmaya başlanmış. Kahvenin zindelik vermesinin keşfedilmesi ise farklı rivayetlerle anlatılır. En bilindik rivayet şudur ki; Yemen’de Halidi isimli bir çoban, Yemen yaylalarında otlayan keçilerinin, kahve ağacının meyvelerini yedikten sonra daha zinde ve hareketli olduğunu farkeder. Kendisi de bu meyvenin sihirli olduğuna inanır ve bu meyvelerden hem kendisi yemeye başlar (kahve çekirdekleri, kahve ağacının meyvelerinin içinde yetişir) hem de etrafındakilere ikram eder. Böylece bizim kahve çekirdeği o dönem adı sihirliye çıkan bir efsane haline gelir. 15. yüzyılın başlarında Yemen’de tanınan kahve, bu yüzyılın sonlarına doğru bu coğrafyada yaygın olarak kullanılır hale gelmiştir. 16. yüzyılın başlarında Mekke ve Kahire’ye de götürülen kahve, bu yüzyılın ortalarında İstanbul’a getirilmiştir. Kahveyi İstanbul’a getiren kişinin Yemen Valisi Özdemir Paşa olduğu söylenir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde valinin kahveyi İstanbul’a getirmesiyle saray halkı ve halkın belli bir kesimi kahveyle tanışmış olur. Kanuni Sultan Süleyman kahveyi çok sevmiştir. Osmanlı, kahveyi kendi usulünce pişirmeye başlayınca ismi Türk kahvesi olarak kalmıştır. 19.yy’a kadar kahve çekirdekleri çiğ olarak satılıyordu. Halk, kahve çekirdeklerini evde kendi usullerince kavurduktan sonra değirmende çekerek sonrasında pişirip içiyorlardı. Bu durum 1871 yılında bugünkü bildiğimiz ismiyle Kurukahveci Mehmet Efendi’nin kahveleri kavurduktan sonra öğütüp toz halinde müşterilere satmasına kadar sürmüştür. İstanbul Tahmis Sokakta başlayan Kurukahveci Mehmet Efendi serüveni o günden günümüze kadar sürmüştür.

images

otn-coffe

   Türk kahvesi, Osmanlı’da bu kadar yaygınlaştıktan sonra sahip olduğu lezzet ve şöhret gerek İstanbul’a yolu düşen tüccar ve seyyahlar, gerekse Osmanlı elçileri sayesinde önce Avrupa’yı, sonra da bütün dünyayı sarmıştır. Öyle ki; elçiler gittikleri ülkelere hediye olarak Türk kahvesi götürmeye başlarlar. Kahve tüm dünyada hızla yaygınlaşırken kullanım kitlesi de bir yandan kısıtlanmaya çalışılıyordu. Kahveyi sadece devlet, devlet adamları, asiller ve zenginler içebiliyordu. Yani, kahve bir asalet göstergesiydi ve halkla saray arasında kırmızı bir çizgi durumundaydı!

kahve-keyfi-oryantalizm-tablo

   Günümüzde ise, kahve tüm dünyada herkes tarafından özgürce tüketilen, sıradan bir içecek haline gelmiştir. Kahve ağacı, ihtiyaç duyduğu ekvatoral ve tropical iklim açısından dünyanın her yerinde üretilemese de 80 ülke bu şansa sahiptir ve üretim yapmaktadır. İklimi elverişli olmayan ülkeler ise sadece ithal etmekle yetinmektedirler.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s